HUKUKİ ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ
Geçmişten
Geleceğe
TCK
301.madde
“…yuvarlak
masa
toplantısı…”
HUKUKİ
ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ
Gazi Mustafa Kemal Bulvarı No:83/19 Maltepe/ANKARA
0 312 2314076 – 2292066 – 2294470
“…İfade özgürlüğü,
sadece onaylanan veya incitici olmayan görüş ve bilgilerin açıklanmasını değil
aynı zamanda inciten, şok eden, rahatsızlık veren düşüncelerin açıklanmasını da
içerir. Çünkü, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik olmadan demokratik toplum
olamaz…”
Hukuki Araştırmalar Derneği olarak yeni Türk Ceza Kanunu’na
ilişkin tasarı aşamasında düşünce ve görüşlerimizi bir kitapçık halinde kamuoyu
ile paylaşmıştık. TBMM yasal düzenleme sırasında bu düşünce ve görüşlerimizden
faydalanmıştır. Ancak TCK 301.maddeye ilişkin eleştiri ve düşüncelerimiz yasal düzenlemeye
yansımamıştır.
TCK 301.madde kısa zamanda tartışılmaya başlanmıştır. Bir
görüş bu maddenin fikir ve düşünce özgürlüğünün önünde engel teşkil ettiğini
savunurken, diğer bir görüş buna katılmamıştır.
Madde tamamen kaldırılsın diyenler olduğu gibi,
değiştirilsin diyenlerde olmuştur. Aynen kalsın düşüncesini savunanlarda
vardır. Uygulamaya ilişkin eleştiriler yüksek sesle ifade edilmeye
başlanmıştır.
Hukuki Araştırmalar Derneği Yönetim Kurulu olarak, bu
fikirleri bir yuvarlak masa etrafında müzakere etmeyi ve bir bakış açısı
oluşturmayı planladık. Bu amaçla akademisyen, ilahiyatçı, mağdur, sosyolog,
gazeteci, yazar, milletvekili, avukatlardan ve sivil toplum kuruluşlarından (
gözlemci veya müzakereci ) oluşan bir heyeti masaya davet ettik.
Müzakere 25.Kasım.2006 Cumartesi tam gün, Ankara Akar
Otel’de iki oturum halinde gerçeklemiş olup, oturum başkanlığını Doç.Dr.
Toplantıda özetle aşağıdaki ana başlıklar konuşulmuş ve katılımcılar
bu başlıklar altında fikirlerini sunmuşlardır.
TCK 301.madde kalmalıdır,
Uluslar arası dayanağı vardır;
·
Milleti
koruyan, devleti koruyan bir madde olduğu, devlet kurumlarının vatandaşın
gözünde korunması gerektiği, madde ihlalinin siyasi bir suç olduğu düşüncesi
ifade edilmiştir. Bu tür yasal düzenlemelerin başka ülkelerde de ( İtalya –
Almanya – Fransa ) olduğu, buradan hareketle düzenlemenin kalması gerektiği
söylenmiştir. Ancak değişiklik önerilmiş, Türklük yerine Türk Milleti denilmeli, suça ilişkin takibat
izne bağlı olmalı, Adalet bakanının izninin uygun olacağı söylenmiştir.
·
Eski
TCK 159.maddenin çok uygulanmadığı düşüncesi ifade edilmiştir. Bu düzenlemenin
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10.maddede kendini bulduğunu ve uluslar arası
düzenlemelere uygun olduğu belirtilmiştir. “…Kamu güvenliği, Orhan Pamuk
örnekleri verilmiştir. Orhan Pamuk, sözleriyle Türk halkını rencide etmiştir. Türk
halkı Nobel’e sevinememiştir. …değerlendirmeleri yapılmıştır.
·
“…Madde
kaldırılmamalı ve değiştirilmemelidir. Değerler bütününe kimse hakaret edemez. Bu ülkenin değerleri vardır. 1000 yıllık tarihle yaratılan değerlere
hakaret yaptırımla kendini bulmalı her ülke mirasıyla yaşar …. görüşleri ifade
edilmiştir.
TCK 301.madde
kaldırılmalıdır;
·
TCK
301.madde ile korunan değerler tabu haline getirilen, şüphe duyulamayan, devlet
tarafından doğru tekeli oluşturulan ve kabul edilen niteliktedir. Bu ifade
hürriyetini engeller. Oysa bunlara karşı şüphe hakkı vardır. Düzenleme şüphe
hakkını engellemektedir.
·
Gerçeklik
yaklaşımının iki temel argümanı vardır. “…yanılabilirlik…”
“…şüphecilik…”tartışmayı susturanların dayandıkları temel varsayım
“…yanılmazlıktır…” Siyasi otoriteler “…yanlış…”
buldukları görüşleri kolayca yasaklayabilmektedirler. Oysa bastırılan
bir düşüncenin yanlış olduğunu hiç bir zaman bilemeyiz. Başka bir deyişle
yanlışlık konusunda “…yanılabiliriz…”Devlet “…hakikat bekçisi…” değildir. İfade
özgürlüğü ve diğer temel
özgürlükler çoğunluğun insafına terk edilemez. Hak ve
özgürlükler hiç bir seçimin tercihin sonucuna bağlı kılınamaz.
·
HSYK
mevcut haliyle hakim ve savcıların vicdani kanaatlerine göre karar vermesine ve
özgürlükçü anlayışa imkan vermemektedir. Yargı sivil değildir. Türkiye’de uygulamada
özgürlükçü ceza hukuku uygulaması ve anlayışı yoktur. Uygulama baskıcı ve
sınırlayıcı karakterlidir. Bu nedenle bu tür düzenlemeler demokratik düzeni
bozmaktadır.
·
Yargıtay
kararları ve yerel mahkeme kararları incelendiğinde yoruma dayalı olarak suç
oluşmadığı halde cezaların verildiği sıkça görülmektedir. Ayrıca bu suçlarda
yargı yetkisini kullanan hakimlerin duygusal gerekçelerle yorum yapmakta ve
ceza vermekte oldukları yargı kararlarından anlaşılmaktadır.
·
Fikirlerin
fiillerden ayrı olarak dokunulmazlıkları vardır.
·
Maddedeki
Türklük deyimine ilişkin; Türklük deyimi alt kültürleri de kapsamakta ve birlik
ve bütünlük yerine parçalanmayı getirmektedir. Bunun yerine eğer yasa
kaldırılmazsa Türk Milleti kavramı konulmalıdır. Ancak bu konuda Türklük
kelimesi daha geniş bir kavramdır, kalmalıdır fikride savunulmuştur.
·
Hukuk
insanileşmelidir. Yasalar toplumsal taleplerle düzenlenmelidir. Oysa TCK
301.maddeyle ilgili toplumsal talep yoktur.
·
TCK
301.maddenin Anayasa’da karşılığı yoktur.
·
TCK
301.madde egemen kurumların egemenlik alanları korunmaktadır. Millet egemenliği
korunmamaktadır. Egemen kurumlar kendi egemenlik alanları ve itibarlarını
koruyacak güçtedir. Bu konuda ülkemizde hiçbir zaman ihtiyaç olmamıştır.
·
Yeni
TCK acele ve yeterince toplumsal tartışmaya açılmadan çıkarılmıştır. Eski TCK
141,142,163 madde yedekleri 312. madde gibi, TCK 301.madde kalksa bile TCK 125.
madde gibi yedekleri mevcuttur.
·
Millet
bu tartışmada yoktur. TCK 301.maddeden sıradan vatandaş ve yerli karakterli
fikir adamları mağdur olmakta, bunların mağduriyetleri gündeme bile gelmemekte,
yerli karakterli
olmayanlar ise tahkikata bile uğramamaktadır. Suç oluştuğu
halde Orhan Pamuk ve Elif Şafak ceza almamıştır.
·
Bu
tip düzenlemelerle hak etmeyen insanlar toplumda zirve yapmakta ve toplumsal
barış bozulmaktadır. Orhan Pamuk ve Elif Şafak’lar üretilmektedir.
·
TCK
301.madde ile düzenlenen alan hukuki olmaktan ziyade siyasidir. Hükümet TCK 301.
maddeyi kaldırmakla siyaseten doğru davranmış olacaktır.
·
TCK
301 madde gibi yasal düzenlemeler cins fikirlerin ortaya çıkmasını
engellemekte, fikir üretimini kısıklamaktadır. Oysa tüm buluşlar özgür
fikirlerden doğar.
·
Kanunda
yazılı kurumların tüzel kişilikleri yoktur. Bu nedenle aşağılanamaz.
TCK 301. madde kaldırılmaz ise değiştirilmelidir;
·
Türklük
tabiri muğlaktır, yoruma açıktır. AB ülkelerinde olduğu gibi “Türk Milleti”
şeklinde somut ve belirgin olarak düzenlenmelidir.
·
Suçun
oluşumu için özel kast aranmalıdır.
·
Konuya
güvenlik açısından değil özgürlükler açısından bakılmalıdır. Yasalara baktığımızda
insan, mal ve devlet korunuyor. Malın ve devletin sahibi var korunuyor. Ancak
insanın sahibinin olmadığı görülüyor ve yeterince koruma altında olmadığı
düşünülmektedir.
·
Fikir
açıklama değil, “harekete geçme” hali yani hemen harekete geçiren fiil suçun
unsuru olmalıdır.
·
TCK
301.madde eski karşılığı olan 159.m. gibi suçun oluşumu için alenen tahkir ve tezyif gibi somut
tanım yapılmalıdır.”Aşağılama” gibi soyut ve belirsiz tanımlama yerinde
değildir. “…Aşağılama…” basit ve geniş ihlal edilebilir bir kavramdır. Herkes
fiilin sanığı olabilir.
·
Uygulamada
sorun yorumdan kaynaklanmaktadır. Ceza hukukunda suçun kanuniliği ilkesi vardır.
Yoruma dayalı ceza
verilemez. Hiç bir tartışma götürmeyen sadece “…sövme…”
cezai müeyyideye bağlanmalıdır.
·
Milletin
değerlerini Türklük ( Türk Milleti ), Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye Büyük Millet
Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Yargı organları bu sövmenin muhatabı
olduklarında cezalandırılmalıdır. Askeri ve emniyet teşkilatı yürütme içinde
yer aldıklarından ayrıca madde de zikredilmesine gerek olmamalıdır düşüncesi
ifade edilmiştir.
·
TCK
301/ 3.madde fıkrası kaldırılmalıdır.
·
TCK
301/ 4.madde fıkrası kaldırılmalıdır.
·
Kovuşturma
açılması sövülen kurumların yetkililerinin iznine tabi olmalıdır. Ancak bu
karmaşaya sebebiyet verebilir. Adalet Bakanının iznine tabi olması en uygun
olanıdır.
·
Yaptırım
para cezası olmalı, hapis cezası kaldırılmalıdır. Ya da seçenekli olarak para
cezası da konulmalıdır. Cezanın üst sınırı tecil sınırına çekilmelidir.
Katılımcıların yukarıda ortaya koydukları fikirler tamamıyla
müzakereye yöneliktir. Aşağıda sunduğumuz teklif bu müzakereler ışığında sivil
toplum kuruluşu olarak Hukuki Araştırmalar Derneği’nin teklif ve görüşüdür.
Müzakereye katılan veya mazeret bildiren tüm katılımcılara teşekkürlerimizi
iletiriz. Bu yuvarlak masa toplantısında katkılarını esirgemeyen ve toplantının
yapılmasında önemli katkı ve teşvikleri olan Hizmet İş Sendikası ‘na ve onun
değerli başkanı Sayın
Hukuki Araştırmalar Derneği
Yönetim Kurulu
Hukuki Araştırmalar Derneği’nin
görüşü;
1-
Bu
maddeye ilişkin ağrılıklı görüş fikir hürriyetini engellediği için kaldırılması yönündedir.
2-
Kaldırılmaz ise değiştirilsin fikri ağır basan fikirdir.
3-
Aynen kalsın fikri benimsenmemiştir.
Eğer yasa
kalkmayacaksa Teklif edilen düzenleme şu şekildedir;
*** Türklüğü
( Türk Milletini ), Cumhuriyeti, Devletin Kurum Ve Organlarını Aşağılama
Madde 301 - (1) Türk Milletine ( Türklük ), Türkiye Cumhuriyetine veya Türkiye Büyük Millet
Meclisine alenen sövenler, altı aydan iki yıla
kadar hapis cezası veya ………..adli para cezası ile cezalandırılır.
(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine, Devletin
yargı organlarına, alenen sövenler , altı aydan iki yıla kadar hapis cezası veya ……… adli para cezası ile cezalandırılır.
( 3) Bu suça ilişkin takibat yapılması Adalet
Bakanlığının iznine bağlıdır.
GEREKÇE:
Maddenin birinci fıkrasında, Türk Milletine ( Türklüğe )
, Cumhuriyete veya Türkiye Büyük Millet
Meclisine söven, suç olarak
tanımlanmıştır.
Maddede geçen Türk
Milleti deyiminden maksat, Türk Kültür tarihinin oluşturduğu ortak
değerler ile Türkiye devleti hudutları içerisinde yaşayan Anayasa’mızın 66.
maddesinde tarifini bulan vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin oluşturduğu
ortak kültür, tarih ve değerler anlaşılır. Cumhuriyet deyiminden, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti anlaşılmalıdır.
Suçun maddî unsuru sövmektir. Sövmek, her türlü eleştiriden
uzak, manevi şahsiyeti hedef alan, rencide eden ve manevi şahsiyetin
saygınlığını azaltan, hiçbir doğru değeri olmayan söz, fiil ve davranışlardır.
Maddenin ikinci fıkrasında, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine,
Devletin yargı organlarına söven, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.
Bu hüküm karşısında, örneğin iktidara sövülmesi hâlinde
fiilin Hükümete yönelik bulunduğu hususunda duraksanmayacak işaret ve alâmetler
varsa, fiilin Hükümete yönelik olduğu kabul edilecektir.
Hukuki Araştırmalar
Derneği 25.11.2006 Cumartesi
Ankara Akar Hotel Yuvarlak
Masa Toplantısına davet edilen isimler ve sivil toplum kuruluşları ;
AKGÖNENÇ
Oya Doç.Dr.
AKYOL
Taha Gazeteci - Yazar *
BARBAROSOĞLU
Fatma Gazeteci Yazar *
BATUR
BEKAROĞLU
Mehmet Prof.Dr. *
BİÇEN
Hüseyin Avukat Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı
BİLGEN
Ayhan Mazlumder Genel Başkanı
BİLGİN
Ahmet Prof.Dr.
BIÇAK Vahit Doç.Dr. *
BOZDAĞ
Bekir Hukukçu - Milletvekili *
BÖHÜRLER
Ayşe Gazeteci Yazar *
BULUT
Mehmet Ali Hukukçu - Milletvekili *
CAN
Osman Doç.Dr.
ÇAKIR
Faruk Çakır Gazeteci *
DAĞI
İhsan Prof.Dr. *
DOĞAN
Mehmet Dr. Yazar- Eski RTÜK üyesi
EMRE
Kamuran Avukat
ERİKEL
Yakup Avukat Hukuki Araştırmalar
Derneği Genel Başkanı
EVERDİ
Mustafa Avukat
ERDOĞAN
Mustafa Prof.Dr. *
ERGİN
Sadullah Hukukçu - Milletvekili Ak
Parti Grup Başkan Vekili *
ERGÜL
Necdet Avukat
ERSOY
Arif Prof.Dr. Esam Genel Sekreteri *
FENDOĞLU
Hasan Tahsin Prof.Dr.
GÜL
Ahmet Avukat
GÜNAY
Ertuğrul Hukukçu – 21.dönem
milletvekili *
GÜRBÜZ
Şaban Avukat
HAFİF
Sabri Avukat
HASÇELİK
Hüsamettin Avukat
İYİMAYA
Ahmet Hukukçu 24.dönem milletvekili *
KAÇAR
Yiğit Avukat
KARADEMİR
Havva Avukat
KARATEPE
Şükrü Doç.Dr.
KAMALAK
Mustafa Prof.Dr. *
KAZAN
Şevket Hukukçu Eski Adalet Bakanı *
KIRBAŞOĞLU
Hayri Prof.Dr.
KORKUT
Levent Dr. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi
KORU
Fehmi Gazeteci Yazar *
KÖSEBALABAN
Fatih Avukat
KÖSEOĞLU
Mustafa Avukat
KUTLU
Hüsrev Hukukçu – Milletvekili *
KUZU
Burhan Prof.Dr. Hukukçu - Milletvekili TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı *
MASARİFOĞLU
İlhan Avukat
MERT
Nuray Doç.Dr. *
OYMAK
Hasan Avukat
ÖZ
Hüseyin Avukat
ÖZCAN
Gazi Avukat
ÖZGENÇ
İzzet Prof.Dr. *
ÖZKAYA
Muharrem Avukat
ÖZTÜRK
Cavit Avukat
PAKDİL
Necdet Avukat
SASA
Saliha Avukat
SEĞMEN
Hasan Avukat
SELÇUK
Sami Doç.Dr. *
SIVACIOĞLU
Musa Hukukçu - Milletvekili *
SOYASLAN
Doğan Prof.Dr.
SUNGURLU
Oltan ( Hukukçu Eski Adalet Bakanı ) *
ŞAFAK
Ali Prof.Dr. *
ŞALK
Talat Emekli Cumhuriyet Savcısı
TUNA
Hüsnü Hukukçular Derneği Başkanı *
ÜNLÜ
Süleyman Avukat
ÜREL
Hasan Avukat – Ankara Barosu Temsilcisi
VAROL
Alaattin Avukat
YAYLA
Atilla Prof.Dr. *
YETKİN
Murat Gazteci – Yazar *
YILDIZ
Mesut Avukat
YILMAZ
Süleyman Avukat
Zararsız
Mehmet Emin Dr.
Hak-İş
Konfederasyonu ( toplantımızı izlemek
için gözlemci talep edilmiştir)
Memur-Sen
Konfederasyonu (toplantımızı izlemek için gözlemci talep edilmiştir )
Türk
Demokrasi Vakfı ( toplantımızı izlemek için gözlemci talep edilmiştir )
NOT : *
Mazeret bildiren katılımcılarımız.